ANKARA’NIN UNUTULAN TARİHİ: BAĞLUM

Ankara’nın tarihi çoğu zaman Kale–Ulus–Çankaya hattına sıkıştırılıyor. Oysa bilimsel ve arkeolojik veriler, Keçiören’e bağlı Bağlum’un yalnızca Ankara’nın değil, Anadolu’nun en eski yaşam alanlarından biri olduğunu ortaya koyuyor. Paleolitik buluntular, antik kalıntılar ve 193 milyon yıllık fosiller… Buna rağmen Bağlum, başkentin tarih anlatılarında neden yok?
PALEOLİTİK İZLER BAĞLUM’DA
Resmî tarih anlatılarında Keçiören’in adı nadiren geçiyor. Bağlum ise çoğu zaman sadece bir “yerleşim alanı” olarak anılıyor. Ancak bu sessizlik, bölgenin tarihinin olmadığı anlamına gelmiyor. Aksine, bilimsel bulgular Bağlum’un Ankara tarihinin en eski katmanlarından biri olduğunu gösteriyor.
1949 yılında yayımlanan ve Ankara’nın ilk Türkçe rehber kitabı olan Ankara Rehberi’nde arkeolog Nurettin Can Gülekli, Keçiören’de paleolitik döneme ait buluntuların varlığını açıkça ortaya koyuyor.
Gülekli’nin aktardığı bilgilere göre; yontma taştan yapılmış el aletleri, 1941 yılında Alman jeolog Max Pfannenstiel tarafından Bağlum ve Hacıkadın Deresi çevresinde bulundu. Bu eserler bugün Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergileniyor.
ANTİK DÖNEMDEN BİZANS’A BAĞLUM
Antik Ankara kitabının yazarı Haluk Sargın, bilimsel kaynaklara dayanarak Keçiören’in farklı noktalarında prehistorik yaşam izleri bulunduğunu, Bağlum/Hisartepe’de ise Galatlar ve Bizans dönemlerine ait kalıntılar olduğunu belirtiyor. Bu veriler, Bağlum’un yalnızca modern bir yerleşim değil, antik çağlardan bu yana kullanılan bir yaşam alanı olduğunu ortaya koyuyor.
HİSARTEPE MAĞARALARI
Hisartepe mağaraları Ankara Bağlum Haçıl mevkiinde yer almaktadır. Yükseltepe, Şehit Kubilay ve Yeşiltepe mahallelerinden görülebilen Hisartepe içinde barındırdığı mağaralar ile bir yeraltı şehri görünümüne sahip. Mağaralardan en büyüğü yaklaşık 6 metre derinlikte olup insanların giriş çıkışına uygun olarak yapılmış. Bu mağaraların bazıları yüzeye dik bazıları ise paralel olarak göze çarpıyor. Kimi mağaralarda kemerli yapılar var. Bu da tarihimizdeki mimari yapılar adına estetik anlayışı görmemize imkan sağlıyor. Burada bulunan kayaların oyulmaya müsait bir yapıya sahip olması ve bu noktadan geçen derenin su kaynağı olarak kullanılması ihtimali de Hisartepe mağaralarının bulunduğu bölgenin bir yerleşim yeri olarak tercih edilmiş olmasında önemli bir etken olarak karşımıza çıkıyor. Hisartepe mağaraları, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ‘07.01.2011 tarihli karar ve 5692 tescil numarası’ ile Ankara İli Kültür Envanteri Listesi’nde 814’üncü sırada ‘Bağlum-Yakacık Tali Yol Güzergâhı Kaya Yerleşimi’ olarak taşınmaz kültür varlığı şeklinde tescillenmiştir.”
GALATLARDAN İZLER
Bu arada yapılan yüzey araştırmalarına göre Hisartepe mağaralarının Galatlar’dan kaldığına dair bilgiler yer almaktadır. Galatlar, MÖ 280-274 yıllarında Balkanlar ve Batı Anadolu’da yaşadıktan sonra Orta Anadolu’da Ankara ve Çorum, Yozgat yöresine yerleşen Orta Avrupa kökenli Kelt kavmine mensup Galyalılara denmektedir. Galatlar, Delphi zaferinden sonra üç boy şeklinde örgütlenmiştir. Orta Anadolu’da Sivrihisar, Ankara ve Yozgat Büyüknefes bu üç boyun merkezi olmuştur. Bugünkü Ankara isminin türetildiği Ankyra kelimesinin “durduran” anlamında Galatlar tarafından verildiği söylenmektedir.
193 MİLYON YILLIK GERÇEK
Bağlum’un Kösrelik köyünde bulunan ve 193 milyon yıl yaşında olduğu belirlenen dev Ammonid fosili (mürekkep balığının atası), bölgenin tarihini insanlık öncesine taşıyor. Liyas döneminde denizde yaşayan bu canlıya ait fosil, bugün MTA Tabiat Tarihi Müzesinde sergileniyor.
Bu bulgu, Bağlum’un bir zamanlar deniz altında olduğunu ve Ankara’nın jeolojik geçmişinin en somut kanıtlarından birini barındırdığını gösteriyor.
SORULMASI GEREKEN SORU
Bu kadar açık bilimsel ve tarihsel veri varken şu soru cevapsız kalıyor: Bağlum neden Ankara’nın tarih anlatılarında yok? Neden kültür rotalarında, ders kitaplarında, tanıtım metinlerinde Bağlum’dan söz edilmiyor? Neden başkentin tarihi yalnızca “merkez” üzerinden anlatılıyor?
BAĞLUM KENTİN KENARI DEĞİL, ZAMANIN MERKEZİ
Bugün Bağlum hızla yapılaşan bir alan olarak görülse de, gerçekte Ankara’nın en derin hafızasını taşıyor. Paleolitik dönemden antik çağlara, oradan milyonlarca yıl öncesine uzanan bu tarih, görmezden gelindikçe Ankara’nın hikâyesi eksik kalıyor.
Not:
Bu haber dosyası hazırlanırken Kent Araştırmaları Enstitüsü’nün “Buralar Eskiden Bağ idi” (Ocak 2014) tarihli çalışmasından yararlanılmıştır.