BaÄŸlum’da Anadolu çeÅŸmeleri
SAHİBÜL HAYRAT VEL HASENAT
Anadolu denilince, zihnimizde çağrıştırdığı pek çok şeyi sıralayabiliriz. Jeopolitik konumu gereğince kara yollarının kesiştiği nokta, deniz yoluyla dünyanın her anakarasına açılan yarımada,  bereketi ile iktidarların iştahını kabartan topraklar, sahip olma hırsının doğurduğu savaşlara ev sahipliği yapmış meydanlar ilk akla gelenlerdir. Bununla birlikte cazibesinin dört bir yandan üzerine çektiği farklı kültürlerin etkileşimi ile yeni medeniyetlerin yeşerdiği, suyundan mıdır bilinmez zorlukların insanları yakınlaştırarak birleştirdiği, yardımlaşma ve paylaşma kelimelerinin içi doldurularak gerçek anlamını kazandığı bir coğrafyayı ve daha birçok insani değeri akla getirir. Anadolu’da su mimarisinden bahsedilirken de, binlerce yıllık geleneğe ve geçmişe sahip çeşmelerden bahsetmemek olmaz. Önemli kent merkezlerinde, o bölgede yaşamış tüm kültürlerin mimari örneklerini yansıtan, yönetici veya soyluların ihtişam yarışı için keselerce para harcayarak yaptırdıkları gösterişli anıtsal çeşmelerden ziyade, kırsal kesimlerde yaşayan insanların hafızasında ilk çağrıştırdığı, muhtemelen Anadolu insanının hayrat için yaptırdığı çeşmeler akla gelmektedir.

Basit mimarisi ile gözlere hitap etmekten uzak, insanların ve doğal yaşamdaki tüm canlıların temiz suya ulaşımını kolaylaştıran, hayrat çeşmelerine Anadolu’nun tüm kırsal bölgelerinde ve bütününün küçük parçalarından Bağlum’da da su kaynağının olduğu her yerde rastlamak mümkündür. Bozkır iklime sahip iç kesimlerde, birbirlerine çok ta uzak olmayacak kısa mesafeler de inşa edilmiş çeşmeler, kimileri için ilk bakışta abartılı bir durum olarak görülse de, konuya odaklanarak bakıldığında, gölgesine sığınılacak ağaçların azlığı, tarlalarda insan ve hayvan gücü ile günlerce çalışmak zorunda kalanların hareket kabiliyetlerini zorlaştıran coğrafi koşulların suya gereksinimi artırması, ani hava değişikliklerinin ve yağışların süresini zorunlu olarak kısalttığı hasat mevsimi zamandan tasarrufu önemli kılarken, imkanı olan herkesi yeterli koşulları sağlayan her su kaynağını basit mimariye sahip hayrat amaçlı bir çeşme inşa etme\ettirmeye teşvik etmiş.
Her ne kadar süslemeden yoksun, mütevazi görüntüleri ile göze batmayan bir mimariye sahip olsalar da, bozkır topraklarda can simidi olarak bulunduğu alandaki tüm canlıların ihtiyaçlarını karşılamaları, onları halk arasında değer bakımından ilk sıraya koymuş, inanç dolayısı ile ölen kişinin ardından kapanmayacak sevap defteri olarak görülmeleri ahretlik bir hayrat olarak değer bulmalarını sağlamıştır.
Aynı bölgede yer alan hayrat çeşmeleri birbirine yakın mimariye sahip iken, aradaki mesafe açılıp bölgeler birbirinden uzaklaştıkça çok ayrıntılı olmasa da, mimarilerinde ufak farklılıklar görülebilmektedir. Bunu da coğrafi şartlar ve suyun debisinden ziyade, yakın tarihli inşaları nedeni ile aynı ustanın ve usta-çırak ilişkisinin devamında çırağın usta olmasına ve yaptıran kişilerin birbirlerinden etkilenmesine bağlayabilmemiz mümkündür.
     
Suyun, yeraltında taş ve toprağın içinden süzülerek doğal yollarla arındıktan sonra yeryüzüne çıktığı noktada özellikle dağ yamaçlarına, ön yüzünü düzgün kesme taşlarla en az dört metre uzunluğunda ve tek havuzlu yaptıracak kişinin bütçesi ile de alakalı olarak sekiz metre ya da daha uzun ve birkaç havuzlu olarak da yapılmıştır. Genelde 140 cm yüksekliğinde 50 cm genişliğinde olur ve sırtını yamaca yasladığı arka kısmı moloz ile doldurularak ön tarafı düzgün taş ile örülerek üzeri 10 cm dışarı taşarak alınlık oluşturacak şekilde 15x35x60 cm ölçülerinde yassı taşlar ile örtülür. Önüne de büyüklüğüne göre bir veya beş adede kadar birbirleri ile bağlantılı, 35 cm derinlik, 50 cm genişlik ve 400 cm uzunluğunda dikdörtgen havuzlar yapılır. Bu havuzların alt kısımlarında temizlik için havuzun tamamen boşaltılmasını sağlayan her biri diğer havuza açılan tahliye delikleri bulunur. Üst kısımlarına da havuzun tamamen dolduğunda taşarak etrafını ıslatmasını engellemek ve dolan her havuzdan taşan su ile bir sonraki havuzun dolması için yarım daire şeklinde yaklaşık 3 cm derinliğinde 6 cm genişliğinde 10 cm uzunluğunda havuz sayısı kadar ayrıca bir tahliye açıklığı bırakılarak suyun dere yatağına akması sağlanmış olur. Suyun akış yönüne göre ve arazi engebesine bağlı olarak değişen yönlerde en başa taş kurna yerleştirilirken, yakın tarihlerde yapılan ve daha sonra onarım gören çeşmelerde kurna yerine 20 cm uzunluğunda 3 cm çapında demir borular yerleştirilmiştir.
Suyun debisine ve miktarına baÄŸlı olarak kurna sayısı birden fazla olarak inÅŸa edilen örneklere de rastlanmaktadır. Yapım tarihi daha eski olanlarda ender olsa da sebil niÅŸi görmek mümkün. Kurnanın üzerine 10 cm yukarıda ikinci bir göz bırakılarak, çeÅŸme içine yerleÅŸtirilen küçük bir deponun hava alarak suyun kesintisiz akması saÄŸlanırdı. ÇeÅŸmenin kitabesi de kurnanın hemen üstüne 30 cm yukarıda sudan faydalanılan herkesin görebileceÄŸi ÅŸekilde, 35×50 cm’lik bir kesme taşı dolduracak kaba bir çivi yazısı ile sahibülhayrat isim veya isimleri (genelde karı koca isimleri) ve tarih yazılarak hayrat sahibinin ruhuna fatiha istenilirdi. Genelde yamaçlara yapıldığı için, ana yapıyı desteklemesi ve olası toprak kaymalarını engelleyerek taÅŸların birbirlerinden açılarak çeÅŸmenin zarar görmesini engellemek için her iki yana iri taÅŸlardan düzensiz destek payandaları yapılmıştır. Yapının uzunluÄŸu kadar ve yaklaşık üç metre geniÅŸliÄŸinde rastgele taÅŸlar serilerek sertleÅŸtirilen zemin ile çeÅŸmenin ön tarafının ıslanarak çamurlanması engellenerek kullanımı kolaylaÅŸtırılırdı.
Köy meydanlarında köy sakinlerinin evinin su ihtiyacını karşıladığı çeşmelerde, çamaşır ve yün yıkanmasına uygun olabilsin diye birkaç adet ocak yapılır, yağmur suyu ile dışarıdan gelen çamurların alanı kirletmesini önlemek için etrafı çeşmenin yüksekliğinde duvar ile kapatılır, geniş girişe de zemine göre biraz daha yüksek bir eşik eklenirdi. Havuzların her iki yanına da birer metre uzunluğunda havuzların genişliğinde ve biraz daha yüksek, yassı taş ile düz bir alan oluşturularak tokaç ile çamaşır dövülmesi sağlanırdı. Köylerde genelde bir tane ya da köyün büyüklüğüne göre birden fazla olan bu çeşmeler sıralı şekilde gündelik veya mevsimlik işlerini gören kadınlar arasında dayanışmayı ve haberleşmeyi sağlarken, çeşme başındaki genç kızlar ile delikanlıların birbirlerini görüp aşık olmaları onlarca hikaye ve türküye de kaynaklık etmiştir.
Köyün dışında yer alan dere yatağındaki sulak bölgelerdeki çeşmelerde oluşabilecek bataklıkları önlemesi için kavak ve söğüt ağaçları ekilirdi. Bu ağaçların kuş bakışı oluşturduğu ince uzun küme, uzak mesafelerden buradaki çeşmenin ve suyun varlığından, göreni haberdar ederdi.
Çocukluğumuzda yüzme bahanesi ile içine girdiğimiz, kulaç atamadığımız daracık havuzlarında ıslanarak arkadaşlarımız ile vakit geçirdiğimiz, havuzlarını saatler süren uğraş sonucu temizlediğimiz hayrat çeşmeleri birçoğumuzun belleğinde ufacık da olsa yer tutmaktadır.
Son yıllarda yenilerini yapmak yerine, iyi niyetlerle eskilerini onararak orijinal kitabeleri değiştirilen hayrat çeşmeleri, beton ve kaba işçilik marifetiyle basit ama estetik taş görünümlerini yitirmiştir. Birçoğu da etraflarında yapılan hobi bahçeleri tarafından kesilen su hatlarından dolayı susuzlukla karşı karşıya kalmıştır. Son durumda beraberinde yaşanmış ve unutulmuş yüzlerce anısı ile yalnızlığa ve yıkılmaya terk edilmişlerdir. Çeşme kültüründeki bu değişim sosyal ilişkilerimizi de sessizce değiştirip, bizleri imece kültüründen sıyırmış ve bencilliğe sürüklemiştir.

TeÅŸekkürler. Elinize saÄŸlık. Bu tür yazıların devamı dileÄŸiyle…
BENİM BAÄžLUM LİSESİ’NDEKİ (BAÄžLUM STADI’ NIN YANINDAKİ OKUL) ) SINIF ARKADAÅžIM ,BERABER TOP OYNADIÄžIMIZ, MAÇ YAPTIÄžIMIZ, ARKEOLOJİ MEZUNU, LİSE’DEN SONRA İLK DEFA COVİD YASAKLARI DÖNEMİNDE ÇEÅžME BAÅžINDA SOHBET ETTİĞİMİZ SALİH CAN.AKILLI, ZEKİ, HOÅžGÖRÜLÜ, İYİ NİYETLİ, MERHAMETLİ, VİCDANLI, ÖN YARGILI OLMAYAN, OKUMAYI SEVEN, KİTAPLARI SEVEN, ÜÇ ÇOCUK BABASI SALİH CAN. BU YAZIYI BAHSETTİĞİM SALİH CAN MI YAZDI, BİLMİYORUM;AMA BENİM BAÄžLUM’DA BİLDİĞİM, TANIDIÄžIM BAÅžKA BİR “SALİH CAN” YOK.
KEŞKE BÖYLE GÜZEL YAZILARINI YAZMAYA DEVAM ETSEYDİN.