DOLAR
EURO
ALTIN
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara °C
Ankara
°C
°C
°C
°C
°C

Keçiören’de Bir Cennet Bahçesi

02.02.2021
2.417
A+
A-

Keçiören’de Bir Cennet Bahçesi: Bağlum Kabristanı

Dünyanın bitmek tükenmek bilmeyen eza-cefası…

Ruhunuzun en kılcal damarına takılmış, çırpındıkça mazinizi yırtıp kanatan eski bir balıkçıdan kalma paslı bir olta iğnesinin vermiş olduğu sızı…

Trafikte seyreden araçların kafanıza kanlı bir savaş topuzu gibi ardı ardına vurmasının vermiş olduğu azap…

Daralan kalbinize bir nebze inşirah olsun diye yalvararak aradığınız bir temiz nefesin özlemi…

Bir taraftan “hadi artık yaşlanıyorsun, toparla bavulunu, hazırlıklara başla” diye feryadı figan ederek Bağlum Merkez Camiden yankılanan akşam ezanının telaşı…

Asr-ı Saadetin gençlerinde var olan edep ve hayanın Nisan yağmuru gibi bizim asrımıza da yağacağı tahayyülünün vermiş olduğu beklentinin yorgunluğu…

Akşam TV’lerde gördüğümüz çıplak ayaklı-soğukta titreyen savaş mağduru çocukların en az beş çeşit yemeğimizin olduğu soframıza otururken vermiş olduğu utançtan bir an önce kurtulmanın tarifsiz elemi…

Ve daha saymakla bitmeyen sarı ışıklı caddelerin derdi, meşakkati sizi eski belediye binasının yanından burnunuza değecek bir gül kokusunu prangalı bir kölenin su aradığı gibi takip ettiğinizde farklı bir aleme yol aldığınızın farkına varacaksınız.

Hemen ilk girişten sonra Cennet bahçesi gibi dar bir yoldan giderken sırtınızdaki tüm dünya derdini, sıkıntısını, yükünü oracığa bırakıp tam karşınızdaki mana aleminin kapısı diye tasvir ettiğiniz o demir kapıdan içeriye gireceksiniz.

Evvela Kabristanın sessizliğine kulak verip, dilsiz dudaksız şiirlerin ahengine kendinizi salıvermelisiniz. Sonra hemen solda görmüş olduğunuz çeşmeye gidip, o kin ve nefretten kararmış kalbinizi çıkartıp ovalaya ovalaya yıkamalısınız. Akabinde huzura gidip, kabirlerin başında birkaç dakikada olsa gözlerimizi kapatıp “feeyne tezhebun”- ey gafil, sonundan bihaber meczup bu gidiş nereye” diye kalbinizin en tenha sokaklarında avazınız çıktığı kadar bağırmalısınız.

Bütün hikayelerin bittiği, bütün yolların son bulduğu, bütün hesapların boşa çıktığı bu alemden, her şeyi çok iyi bildiğini iddia eden beynimizi taşlara vura vura haddini bildirip öyle oradan uzaklaşmalısınız.

Ve nihayet ayrılış…

Bekle beni tekrar geleceğim, belki de daha kirli, daha suçlu…

Evet… Burası Bağlum kabristanı…

Burası nefisler ile yüzleşmenin olduğu büyük sahne… Belki de sahne sırası sizde… Evvele selam, ahire selam, batına selam, zahire selam… Esselamu Aleykum…

YORUMLAR

  1. Cüneyt dedi ki:

    Aleyküm selam yüreğinize ellerinize kaleminize saglik

  2. Hüseyin Esen dedi ki:

    Aleykümselam Çok güzel olmuş ellerinze ve yüreğinize sağlık açok anlamlı

  3. zafer dedi ki:

    ve aleykum selam eline sağlık