Aslan Yattığı Yerden Belli Olur
İnsanlar yaşadıkları yer ve mekanların temizliği, tertibi, düzeni ile başka insanlara kendileriyle ilgili fikir verirler. Bu durum toplumumuzda öyle benimsenmiştir ki; ata sözü olarak dilimize; “Aslan yattığı yerden belli olur” şeklinde yerleşmiştir. Bu söz; odamız, evimiz, apartmanımız için geçerli olacağı gibi, caddemiz, mahallemiz, ilçemiz, şehrimiz için de düşünülebilir. Çünkü bizler bütün yaşam alanlarımızı, olumlu veya olumsuz olarak etkileriz. Öyle ki; geçmişten günümüze doğal güzelliği ile övündüğümüz bir çok mekanı yine kendi ellerimizle tahrip etmekteyiz. Bu durumun en yakın örneği ise; güzelliği ile Ankara’nın pek çok yerinden yıllarca ziyaretçi çekmiş olan Bağlumumuzdur.
Bilindiği gibi Bağlum doğal güzellikleriyle Başkent’imizin sayılı mesire bölgelerindendir. Bir çok insan Bağlum’u geldiği piknik gezilerinde tanımıştır. Ancak son yıllarda artan şehirleşme ile birlikte Bağlum doğal dokusunu kaybetmeye başlamıştır. Elbette hızla büyümekte olan Ankara’nın şehir merkezinin yanı başında olması, Bağlum’un şehirleşmesini kaçınılmaz kılmaktadır. Ancak kaçınılmaz olan bu şehirleşme, Bağlum’un kendisine has doğal dokusunu kaybetmesine ve sıradan bir beton kente dönüşmesine neden olmaktadır. Öyle ki; bundan yirmi yıl önce Bağlum’a yüksek bir noktadan baktığınızda; Dere Mahalle diye bilinen bölgeden başlayan ve bağlar bölgesine doğru uzayıp giden yeşil bir kuşak görürdünüz. Bu yeşil kuşağın; altında bir çayın aktığını, etrafında söğüt, kavak ve meyve ağaçlarının yer aldığı sebze bahçeleriyle kilometrelerce uzanan baş döndürücü bir güzelliğe sahip olduğunu fark ederdiniz. Ayrıca Bağlum’un merkezinin etrafına yayılmış bahçeli evlerin de bu yeşil dokuyu tamamladığını görürdünüz.
Şimdi ise aynı noktadan Bağlum’a bakarsanız; kibrit kutuları gibi yan yana dizilmiş beton blokları, soğuk yüzlü apartmanları görürsünüz. Bir de; geçmişten bir haberci gibi, yok olmakta olan yeşil kuşağın son birkaç parçası, hüzünlü ve çaresiz bir iç çekişle gözlerinizin içine bakar.
Peki biz de aynı hüzün ve çaresizlikle betonlaşmakta olan Bağlum’u seyretmekle mi kalacağız? Çaresiz, geçmişi anıp, iç çekmeye devam mı edeceğiz? Yapılacak bir şeyler yok mudur?
Ben çaresiz olduğumuzu düşünmüyorum. Elbette şehirleşmenin önüne geçemeyiz. Ancak şehirleşmekte olan Bağlum’u yeşil bir belde, müstesna ve örnek bir yerleşim bölgesi yapabiliriz.
Bir düşünelim! Bağlum Bulvarı’nın orta refüjü ve sağlı sollu iki tarafı ağaçlandırılmış olsa, bütün cadde ve sokakların her iki tarafına fidanlar dikilmiş olsa, her apartman kendi bahçesini ağaçlandırsa, ayrıca başta orman alanı olan yerler olmak üzere Bağlum’un etrafındaki kamu arazileri ağaçlandırılsa yeşil bir Bağlum yeniden mümkün olmaz mı? Siz bu güzelliğe çöp atılmamış, moloz dökülmemiş çayırları, papatya tarlalarını da ekleyin. O zaman insanların imrenerek bakacağı bir cennet köşesi olacaktır. “Kıyametin kopmakta olduğunu görsen de elindeki fidanı dik” emri bize bu yolda rehberlik edebilir. Yeter ki Bağlum halkı olarak bizler başkalarından bir şeyler beklemek yerine, harekete geçelim.
Hayal gibi görünse de, ortak çaba ile bu ideali başarmak mümkün. Çünkü ancak hayallerinin peşine düşenler başarıyla tanışabilir.

Sevgili Halil Bey Kardeşim o bahsettiğiniz orta refüş yapıldığı günden beri sayısız şekilde bazan ağaçlandırıldı,bazan çiçeklendi buna Bağlum da yaşayan herkes şahit , birileri bu işlerden para kazandı Türkiye deki belediyecilik anlayışı ne yazıkki bu , bizler aklım erdi ereli hep ama hep kısır siyasi çekişmeler yaptık, birileri de dogruluk adına eleştiri yapınca onada,bin tane don biçtik.
Ne yapılabilir geçenlerde bir cenaze merasimi için, Bağlum Merkez Camiinde idim,orada bulunan hepsi benden genç olanlara ,derenin üst kısmında kalan gecekonduların bulunduğu bölge ile Karakaya mahallesini gösterdim,hangi taraf daha güzel dedim,hepsi birden gecekondu bölgesinin daha güzel olduğunu söylediler,caminin balkonundan baktığımda orası bana hep Ömer Seyfettin in primo türk çocuğu himayesindeki köyü hatırlatır.
Şu an Ankara nın merkezinden daha çok yerli, yabancı turist çeken yer neresidir desem herkes Beypazarı der,neden tarihi dokuyu muhafaza ettiği için,peki bağlumda tarihi olarak ne kaldı mezarlık harici hemen hemen hiçbir şey.En azından uluharman tarafından bağlara doğru gelinen cumhuriyet caddesinin sağ kısmı öylece muhafaza edilse ,yani sit alanı ilân edilip öylece bırakılsa,bunun için Bağlum un ileri gelen siyasileri ve muhtarları iş işten geçmeden, Bağlumlu da eyvah demeden bu işe acilen bir el atsalar çok ama çok güzel olur.
Hamamönü ve Hacı Bayram gibi bir yer elde edilir.Daha çok Bağlum un ilânihaye hafızalarda kalmasını sağlayacak çok düşüncelerim mevcut, belirli ortamlarda bu düşüncelerimi paylaştım herkes amasız ne güzel keşke hayata geçirilebilse dediler.Bu projenin yada düşüncenin neşvü neva bulması için öncelikle o bölgedeki imar değişikliği eski haline dönüştürülmesi, izinsiz asla ve kata tamirat resterasyon dışında bir çivi dahi çakılmamalı,inanın oralarda açılacak bir gözlemeci,çay ocağı,yerele hizmet edecek olan küçük ticar işletmeler hem para kazanır ve hemde Bağlum daha farklı bir kimliğe kavuşur.Ben bunun yüzlerce örneğini hem yurt içi ve hemde yurtdışı seyahatletimde bizzat canlı olarak müşahede ettim.Hürmetlerimle herkese mutlu , coronasız, sağlıklı haftalar diliyor ,sizlerinde önerilerinizi bekliyorum.
Kıymetli hocam tespit ve önerileriniz çok kıymetli . Kanaatimce birlikte olup elbirliğiyle Bağlum için güzel şeyler yapmak mümkün. Burada bize düşen bütün ayrılıkları bir kenara bırakarak ortak bir sivil insiyatif geliştirebilmek diye düşünüyorum