Kendini tanımak
Önce kendini tanımalı insan. Kendinin farkında olmalı. Tepeden tırnağa süzmeli benliğini. Bir boy aynasında endamına bakmak değil söz ettiğim. Bir huy aynasında kendini keşfetmeye, anlamaya gayret etmesidir kastettiğim. Bu da nereden çıktı diyebilirsiniz. İnsan hiç tanımaz olur mu kendini diye düşünebilirsiniz.
Evet aslında çoğu zaman en çok kendine yabancıdır insan. Bir düşünelim! Başkalarının hatalarını gördüğümüz kadar, kendi hatalarımızı görüyor muyuz? Bir başkasında tespit ettiğimiz bir zaafın, bizdeki konumundan haberdar mıyız? Karşı tarafı eleştirmedeki mahirliğimizi, söz konusu kendimiz olduğunda da aynı hünerle ortaya koyabiliyor muyuz?
Bu durum her zaman bir başkasıyla mukayese edilerek de anlaşılmaz. Çoğu zaman insanın kendinden başlayıp kendinde bitireceği meşakkatli bir yolculukla insanın kendini tanıması mümkün olur. Bu yolculukta ençok lazım olan ise; samimiyet ve gayrettir.
Evet önce samimi olmak gerekir. Bütün bir benliÄŸi; amasız, fakatsız, lakinsiz gözden geçirmeli ve farkına varmalıdır insan. BenliÄŸinin kendisinden uzak kalmış yönlerini keÅŸfetmeli ve bu sayede kendisiyle tanışmalıdır. Bu süreç ancak kiÅŸinin gayreti ölçüsünde ilerler ve bir deÄŸiÅŸim baÅŸlayabilir.Â
Bu değişim başladığında; birey kendisindeki eksik yada hatalı yönleri bulur ve bu yönlerini düzeltmeye gayret eder. Bu gayretin sonu, kendisi ve insanlık için iyi bir birey olmaktır ki; mutluluk burada saklıdır. Şu halde diyebiliriz ki; insanın mutluluğuna giden yol, kendini tanımasından geçer.

Yunus unda bir sözü vardı çok hoÅŸuma giden; “İlim ilim bilmektir / İlim kendin bilmektir / Sen kendini bilmezsen / Ya nice okumaktır…”
Kaleminize, yüreğinize sağlık sayın hocam.