DOLAR
EURO
ALTIN
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara °C
Ankara
°C
°C
°C
°C
°C

TÜKETTİKÇE TÜKENMEYELİM

18.11.2025
450
A+
A-

Bundan otuz yıl öncesine kadar Bağlum, ihtiyaçlarının çoğunu üreten, birçok üründe kendi kendine yeten bir belde idi. Buğday, arpa, nohut, mercimek, armut, elma, ceviz tarım ürünleri içerisinde elde edilen başlıca mahsuller iken büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık ile et, süt ve süt ürünleri ihtiyacını karşılıyor, fazlasını ya şehir merkezinden gelen insanlara yerinde ya da kendisi şehir merkezine götürüp satarak, diğer ihtiyaç malzemelerini karşılayabiliyordu. Kümes hayvancılığı her evin bahçesinde ihtiyacı görecek şekilde zahmetsizce yapılıyordu. Elbette bunların türevlerinden yakacak ve giyecek elde edilerek ev ekonomisine katkı sağlanırken hemen hemen her şey artı değere dönüştürülüyordu.

Doksanlı yılların sonunda dışardan gelen göç ile birlikte nüfusu hızla artmaya başlayan Bağlum, kentsel bir dönüşüme girerek neredeyse tüm üretici vasfını kaybetti. Tarım arazileri, mesleğini çocuklarına devredemeyen çiftçilerin ya yaşlanmaları ya da ölümleri sonucu atıl hale gelerek bakımsız ağaçlık alan haline geldi. İmar planları ile şehirleşme aşaması hızlanan bu topraklar, değerleri kat be kat artınca satıldı. Hobi amaçlı alınan bu bahçeler üretim değerlerini kaybederek artı değer dışına çıktı.

Elbet bu konuda konuşacak çok fazla şey var. Ama bu yazıda bunları anlatmak yerine, üretici toplumdan tüketici topluma evrilirken gözden kaçırdığımız bir noktaya değinmek istiyorum. Çoğumuz hizmet sektöründe çalışırken, tüketici olduğumuzu unutuyor, karşılaştığımız sorunlarda sahip olduğumuz yasal hakları kullanmaktan çekinerek tüketmeye devam ediyoruz. Oysa bilinçli bir tüketici olarak, daha iyi birer vatandaş olabiliriz. Buda yaşadığımız topluma ve doğaya karşı daha duyarlı bireyler olmamızı sağlarken, kendimize olan saygınlığımızı ve güvenimizi artırır.

Her birimiz yaşadığımız mahallelerde eski dönemlerde ihtiyaçlarımızı karşıladığımız esnaflar içimizden tanıdık yüzlerdi. Sattıkları ürün kalemi az ve paketlenmemiş ürünler olduğu için neredeyse hiç sorun çıkmıyor, olabilen çok nadir sorunlarda kendimizce yöntemler ile sağlıklı bir şekilde sonuçlanıyordu. Şimdi ise ürünler kapalı ambalajlarda ve çoğunlukla kurumsal firmalarda satılıyor. Artan nüfus yoğunluğu nedeni ile esnaf müşteri ilişkisi çok daha resmi samimiyetten uzak. Ki buda tartışılabilir farklı ve uzun bir sosyolojik değişim.

Ticari tüm branşlar kârlılığını artırabilmek için kurumsallaşıyor. Kurumsallaşma adı altında da satış yapıldığı zaman çok uzun sözleşmeler hazırlıyor. Doğal olarak birçoğumuz bu sözleşmeleri okumuyoruz. Satışı sonlandırmak için bunların altına imza atarak yasal bir sorumluluk üstleniyoruz. Tabi ki bunlar mevzuata uygun yasal çerçeveler içerisinde hazırlanan sözleşmeler. Ama bazen aldığımız ürün ve ya hizmet ayıplı çıkabiliyor. Sorunumuzu muhatabımız olan firmaya anlattığımız zaman imzalattıkları uzun sözleşmeden bir madde ile bizi üstü kapalı tehditler ile caydırmaya çalışabiliyorlar. Bunun tartışılabilir ahlaki boyutları var elbet. Ama maalesef kurumsal firmalar gider masraflarını karşılamak için bazen ahlaki duyarlılıklarını kaybederek maddi kazancı ön planda tutarak yasal hakkımız olduğu halde kapıları yüzümüze kapatabiliyorlar. Bu durumlarda başvurabileceğimiz ilçe kaymakamlık birimlerinden Tüketici Hakem Heyetine bas vurabiliriz. Birçoğumuz bu konuda tam bilgi sahibi olamadığımız için çok uzun bir süreç olacağını düşünerek bu yasal haklarımızı kullanmıyoruz. Oysaki karşılaştığımız sorunlara hakim olup haklı olarak başvurduğumuz sürece çok zorlu olmayan bir süreç sonunda yasaların bize tanıdığı sınırlar içerisinde hakkımız olanı alabiliriz. Lütfen üşenmeyelim ve bu sorunlar ile karşılaştığımızda hakkımızı sonuna kadar arayalım.

Bu yazıyı yazmamın sebebi, karşılaştığım bir sorun sonucu, kendi kendime söz vererek hakkım olanı aramak için yaptığım araştırmalardı. O kadar çok kullanmadığım hakkım varmış ki, oturup düşünmek yerine eyleme geçmiş olduğuma sevindim. Çünkü zamanlama çok önemli ve kullanmadığımız her yasal hak unutulup gidiyor. Bende seri yazı halinde, elimden geldiğince tüm araştırmalarımı, sizlere de faydalı olur düşüncesi ile burada sizler ile paylaşacağım. Sağlık ve esenlikler dilerim.




YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.