YAŞADIĞIMIZ ÇEVRE, AYNAYA YANSITTIĞIMIZ GÖRÜNTÜDÜR
Tek başımıza, elimize kazma kürek alarak herşeyi duzeltemeyiz ama oluşturacağımız bilinç ile çevremizdeki yansımaları değiştirebiliriz. Bulunduğumuz çevre, tüketim alışkanlıklarımızı, yaşam pratiğimizi, sosyal davranışlarımızı etkileyen ana faktördür. Kendimize olan saygımız geliştikçe, toplumsal güven de buna paralel olarak artar.
Ülkede ki problemlerimiz ortak olmasına raÄŸmen, kendi yaÅŸadığımız dar alanda bile çözüm konusunda ortaklık kurmakta zorlanıyoruz.Â
BaÄŸlum, haritada her ne kadar baÅŸkentin metropol alanından bir parça olsa da, idari kadrolarda hizmet alım haritasında görülemeyecek kadar merkezden uzaklaÅŸtırılmış.Â
Başıboş gezen binler ile ifade edilebilecek köpekler, kasislerden geçerken hafriyat kamyonlarının damperlerinin gecenin sessizliğinde uykumuzu bölen gürültüsü, evine dönmek için iş ve okul çıkışı duraklarda dolu geçen otobüslere binemeyen insanlar, özellikle hafta sonları hobi bahçeleri sahiplerinin trafik yoğunluğu yüzünden yürüyecek doğru düzgün kaldırım bulamayan , yine bu trafikte ebeveynin elinden tuttuğu çocuğu ile karşı tarafa geçmek için uzun zaman bekleyen yayalar, daha birçok problemin ortasında, semt sakinleri olarak bu saydıklarım bile hepimizin sinirlerini germeye yetiyor.
Uzun zaman önce doÄŸudan göçmüş bir ailenin, doÄŸma büyüme yerleÅŸimcisiyim BaÄŸlum’un. Çocukluk dönemi zamanlarımı hatırladıkça, doÄŸal tüm güzellikleri ile beraber kendine has kültürü de kaybolmuÅŸ BaÄŸlum’u bugünkü köylülükten çıkartılmış ama ÅŸehirleÅŸtirilemeyen çarpık yapılaÅŸmış hâli ile kıyasladıkça acaba sorusunu çok soruyorum kendime.Â
Özellikle Seksenlerden sonra daha da hızlanan köyden kente göçler sonucunda, insanların terk ettikleri köyler, nüfus azlığı yüzünden virane haline dönüşürken, göç alan büyükÅŸehirlerin merkezlerine yakın köyler de artan nüfus yoÄŸunluÄŸu yüzünden plansız, altyapısı sorunlu, kültür çatışmalarının yaÅŸandığı varoÅŸ yerleÅŸimler ile doÄŸal halini kaybetti. Kendi kendine yeten köy kültürünü hep beraber yok ettik. Orhan Kemal’in Gurbet KuÅŸları romanındaki “iflahsızın Memed” karakterinin yaÅŸadıkları, bunları düşündükçe kafamın içinde dolanıp duruyor.
Çokça sorular ile kendimizi bunaltarak, ümitsiz davranmaya da gerek yok aslında. Kaybettiğimiz çok şey var belki ama her şeyi de kaybetmiş değiliz. Geldiğimiz şehirlerin yörelerin ismi başka olsa da, kültürlerimiz arasında fark olsa da, aynı bölgede yaşıyor aynı sorunlar ile boğuşuyoruz. Bir şekilde hepimizden bir parça var burada. Bir arada, yaşadığımız bu yeri daha güzel yapmak düşüncesi ile ortak sorunlarımızı hep birlikte dile getirerek, gür sesimizle tatlı sert bağırarak daha yapıcı bir toplum olarak sesimizi duyurabiliriz.
