DOLAR
EURO
ALTIN
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara °C
Ankara
°C
°C
°C
°C
°C

Din ve Geleneksellik

17.08.2020
1.453
A+
A-

Yaşadığımız çevrede bir takım adet ve geleneklerin, batıl inanç ve hurafelerin kaynağı atalarımıza ve eskilere dayanmaktadır. Ecdadımız İslam’ı kabul ettikten sonra da örf, adet ve geleneklerini ve önceki yaşam biçimlerini, tamamen terk etmemiş, İslam ile geleneği bağdaştırmaya çalışmıştır. Bu geleneklerden İslam’ ın ruhuna uygun olanlar olduğu gibi İslam’la bağdaşmayan uygulamaların olduğunu da görmek mümkündür. İslam’da şöyle bir genel kaide vardır. “Şayet Örf ve adetler İslam’ a uyuyorsa kabul edilir ve uygulanır, değilse reddedilir”.    

Ülkemizde ve çevremizde eskilerden kalan örf ve adetlerin birçok örneklerini görmek mümkündür. Mesela Anadolu’ nun birçok yerinde cenazenin tabutla omuzda taşınması, defin, taziye işlemleri, ölünün ardından dağıtılan yemekler, ölünün yedinci, kırkıncı ve elliikinci günlerde anılmasında eski Türk geleneklerinin, örf ve adetlerinin izleri olduğunu görürüz.   

Anadolu’da Evliyaullah olarak bilinen kişilerin kabirlerinin ziyaret edildiği, İslam’da yeri olmadığı halde adakta bulunulup çaput bağlandığı ve kurban kesildiğine şahit oluruz.  

Hanif (şirkten uzak, tevhidi önceleyen) dinimiz İslamı ve bu dininin pratik hayatta uygulayıcısı Rasulullah Efendimizin hayatını incelediğimizde, ölünün defin işlemi yapıldıktan hemen sonra yemek ikram etmek veya yedinci, kırkıncı ve elliikinci gün düzenlenen mevlit merasimleri ve bu günlerde yemek vermek gibi bir uygulamanın bulunmadığını, bunların geçmişten bizlere tevarüs eden adet ve gelenekler olduğunu görürüz.  

Rasulullah Efendimizin (sav) hayatında yaşanmış olan bir olay böyle bir durumla karşılaştığımızda nasıl davranmamız gerektiği konusunda bizlere ışık tutmaktadır. Peygamber Efendimizin amcası Ebu Talib’ in oğlu ve Hz. Ali’ nin kardeşi olan Hz Caferi Tayyar, Mute Harbinde şehit olunca Rasulullah Efendimiz (sav) ailesine ve ashabına şöyle demiştir. “Cafer’ in ailesine yemek yapıp götürün. Çünkü başlarına kendilerini meşgul edecek bir musibet gelmiştir” buyurmuşlardır. (Tirmizi, Cenaiz,21)  

Bu Hadisi Şeriften yola çıkarak İslam Hukukçuları şöyle bir sonuca varmışlardır. Bir yakınını kaybetmenin üzüntü ve sıkıntısı içinde olan cenaze sahiplerinin, taziye için gelen misafirlere yemek hazırlamaları sıkıntıya sebebiyet vereceğinden mekruh görülmüştür. Bunun yerine komşular veya yakınlarının cenaze sahiplerine ve gelen misafirlere ikramda bulunmaları sünnettir. Aslında Efendimizin hayatındaki bu uygulama ve benzerlerinde, bir bela ve musibetle veya cenaze gibi üzüntü verici bir durumla karşılaştığımızda nasıl davranmamız gerektiği anlatılmaktadır. 

Kınayanın kınamasından korkmadan Allah’ın emirlerine ve Rasulunün eşsiz hayatına tabi olmak hepimizin görevidir. Konu-komşunun veya çevredeki insanların, falanca kişi anne babasına veya yakınına bir yemek bile vermedi, cenazeden sonra bir pide dahi ikram etmedi kabilinden boş sözlere kulak vermeden acısını yaşamalıdır. İnsanların onun aleyhinde konuşmasına aldırış etmeden en doğru olan şey neyse onu yapmalıdır. Eskiden olduğu gibi bu gün de, yarın da komşu ve akrabalar olarak, imkanlar dahilinde, evimizde yemek yaparak, cenaze sahibinin acısını bir nebzecik olsun hafifletmeye çalışmak, insani ve İslami bir görevdir.  

Yüce dinimiz İslam sahip olduğumuz imkanları ihtiyaç sahipleri ile paylaşmayı, kederli gününde kardeşinin yanında ve onun acısına ortak olmayı öğütler. “Müslümanlar bir vücudun azaları gibidir. Nasıl ki azalardan birisi rahatsız olduğunda o acıyı tüm vücut hissederse Müslümanlar bunun gibidir” der.    

Bununla birlikte, geleneklerimizde var olan ve İslam’ın özü ile ters düşmeyen güzel adet ve geleneklerin devam etmesine  gayret göstermeliyiz. Böylelikle unutulmaya yüz tutmuş olan örf ve adetler hem gelecek kuşaklara aktarılmış, hem de unutulmaktan kurtulmuş olacaktır.    

Sözün özü; Ölçümüz, Kitap, Sünnet ve sahih din anlayışı olmalıdır. Şunun bunun ne diyeceğinden daha ziyade Rabbim bana ne der, bunu yaparsam Allah benden razı olur mu? Yapıp ettiklerim dinin emirlerine ne kadar uyuyor? Demek en uygun olanıdır. Kınayanın kınamasından korkmadan en doğru olanı yapmaya gayret etmek Müslümanlar olarak hepimizin görevidir. Rabbim, dini kaynağından ve sahih bir şekilde öğrenerek en doğru şekilde yaşamayı bizlere nasip etsin. Amin 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

  1. Hakan Demirdağ dedi ki:

    Allah razı olsun hocam devamını bekliyoruz slmlar

  2. Halil Alptekin dedi ki:

    Çok önemli bir konu. Kınayanın kınamasına bakmadan doğruyu ortaya koymak hepimizin görevi. Kaleminize sağlık sayın hocam.

  3. Mehmet ÇİÇEK dedi ki:

    Geçmişten, gelenekten, kültürden gelen ne varsa tamamen yok saymak yada harfiyen uygulamak yerine; “Rabbim bana ne der, bunu yaparsam Rabbim benden razı olur mu?” diye bir bakış ne kadar güzel ve hayat verici.
    Çok güzel bir yazı olmuş, kaleminize sağlık Cengiz hocam.

  4. Hüseyin Yakupoğlu dedi ki:

    Dinimizde yeri olmayan bazı örf ve adetlerin
    artık ayıklanıp,dogru olanı örnekleriyle toplumuza anlatmamız gerekiyor.bu bağlamda sn hocamızın yazmış olduğu yazı güzel bir örnek, devamını bekliyoruz Allah razı olsun

  5. syit mustafa bayar dedi ki:

    pekı sevgıl cengız hocam . hocam cenazenın altı ustu yedı yemegı kırkı yemegı gıbı boyle seyler varmı .bıraz bu konuda bızlerı aydınlatırsenız sevınırım .

  6. syit mustafa bayar dedi ki:

    sevgıl hocam cok guzel bır pencereden halka seslenmenız benı cok mutlu ettı .cok tesekkur ederım sıze musdenız olursa zamam zaman sıze sorularım olacak cevaplandırırsenız sevınırım .mesela bankadan kıredı cekerek kurban kesmek caızmıdır.ıkı taksıtlı kurban alıp kesmek cazıp mıdır.banka kredısıyle .hacca gıtmek ne kadar dogrudur.allaha ıbadet edılen bır camı (toplanma) yerınde kısılerı övucu veya yerıcı knusmalar yaplan bır yer ne kadar ıbadet yapılır .saglıklı gunler dılerım svg cengız hocam