DEPREMİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Deprem afet değil Rabbimizin varlığının delillerinden biridir. “Andolsun ki, sizi bazen korkularla, bazen açlık ve yoksullukla, bazen de servetinizi, sağlığınızı ve ürünlerinizi elinizden alarak imtihan ederiz.
Sabredenleri müjdele. (Bakara Suresi, 155. Ayet)
İçinden geçtiğimiz şu günlerde ülke olarak hücrelerimize kadar hissettiğimiz deprem, doğal afet değil, içerisinde bir çok hikmetleri barındıran, Allah’ın kevni ayetlerindendir.
Rabbimizin Esma’ül Hüsna’sından biri de “El Hakim’dir”. Yaptığı hiçbir işte çelişki olmayan, bütün fiilleri adalet ve ilme uygun olan, kullarının faydasına iş yapandır Allah. Bizler nelerin hakkımızda hayır, nelerin de şer olduğunu bilme ve anlama imkan ve kabiliyetine sahip değiliz. Bazen şer gibi gördüğümüz şeyler hayra tebdil olabilmektedir. Başımıza gelen her bela ve musibete imtihan ve sabır zaviyesinden bakmak bizi isyan ve tuğyana düşmekten koruyacaktır.
Sabır; Bela ve musibet anında zorluklara dayanmak ve metanetli olmaktır. Kulun acziyetinin ifadesi ve Rabbine teslimiyetidir.
Sabretmeyi, kadercilik veya üzerine düşeni yapmama olarak anlamamak gerekir. Tedbirleri aldıktan sonra Allah’a dayanıp ona güvenmektir.
Deprem, aynı zamanda bize müslümanın yaptığı işi en iyi ve en sağlam bir şekilde yapması gerektiğini yaşayarak öğretmiştir. İnsanoğlunun dünya hırsı ve daha fazla servet biriktirme tamahı uğruna fıtratından uzaklaşmaması gerektiğini kendi lisanıyla anlatmıştır insanlığa. Yüce Rabbimiz kitabında “Yaptığınız işi güzel yapın. “Allah işini güzel yapanları sever”. Buyurmaktadır. (Bakara Suresi, 195. Ayet)
Hz Aişe’den rivayet olunan bir hadisi şerifte ise Rasulullah Efendimiz (sav): “Allah Teala, birinizin yaptığı işi en iyi şekilde yapmasından hoşlanır”. Buyurur. (Beyhaki, şuabül İman,4/334)
Aynı zamanda içinden geçtiğimiz şu zor günler haberin kaynağını ve aslını araştırmanın önemini bir kez daha hatırlatmıştır. Kişinin bilgisi olmayan bir konuda veya bir şahıs hakkında konuşması hak ihlalidir, kul hakkıdır. Bir müslüman kendisine gelen haberin aslını araştırmak zorundadır. “Ey iman edenler, eğer bir fasık, (harama ve yalana meyilli şahıslar, oluşumlar ve yayın organları) size bir haber getirirse, bu habere göre hareket etmeden önce, onun doğruluk derecesini iyice araştırın; yoksa bilmeyerek bir toplumun hakkını çiğnersiniz de, yaptığınıza pişman olur ve vicdan azâbına mahkûm olursunuz”! (Hucurat Suresi, 6. Ayet)
Herhangi bir kişi ya da topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin”. (Maide Suresi, 8. Ayet)
Gün birbirimizi suçlama, iftira ve yalanlarla vicdanları yaralama günü değildir. Ayrılık ve gayrılıklarımızı bir kenara bırakıp yekvücut olma ve birbirimize kenetlenme zamanıdır. Ülkem için veya İnsanlığın faydasına daha fazla ne yapabilirim düşüncesiyle hareket etme anıdır. Millet olma bilinci de bunu gerektirir.
Ülke olarak bir ve beraber olma, dayanışma ruhuyla yaraları sarma, maddi ve manevi yönden imar etme, onarma günleridir. Bizler tarihte nice badireler atlatmış, nice zorlukların üstesinden gelmiş necip bir milletin evlatlarıyız. Bunu bir kez daha Türkiye Tekyürek kampanyasında müşahede ettik. Kardeş olma bilincinin zirvesini hep birlikte yaşadık. İnancımızdan kaynaklanan ve bizi biz yapan değerlerimizin hala dipdiri ayakta olduğuna tanıklık ettik. Birçok duygu dolu anlara hep birlikte şahit olduk. Şunu hiç unutmayalım ki! Birlik olduğumuz zaman üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir bir zorluk, aşamayacağımız hiçbir engel yoktur.
Asrın imtihanını sabredenler, metanetle zorluklara direnenler ile bir ve beraber olma bilincini canlı tutan Aziz milletimiz kazanacaktır. Allah milletimizi her türlü semavi ve arazi afetlerden korusun. Amin.
